Wednesday, March 23, 2011

Aman bee

Amaaan alttaki yazı, sen destek oldun da ne oldu!! Kim neye karar vermişse o oldu, bana soran yok ki.. Hangi konuda karar mekanizması olacağım acaba, neyse sanırım sağlık sektöründe bi miktar karar mekanizması olabileceğim konular var da ordan bi tatmin olayım da geleyim ben..
Hah geldim, diyorum ki size "değer görmek" mi halüsinasyon yoksa "değer vermek" mi ? Bunun cevabı 2 şekilde de değişir, kişiden kişiye ve olandan olana. Benim olanımda "değer görmek" halüsinasyon olandı. Amma da safmışım yaa diyip duruyorum kendime ama bi noktada da ben bile kırılıyorum, ben bile diyorum çünkü güçlü bi kişilik olduğumu biliyorum özünde.
Güçlü olmayın kardeşim, güçlü olmayın!! Güçlü olana bi batırıyolar iğneyi öyle bi uyuşuyor ki valla şaşıp kalıyor sonra sayın güçlü şahıs. E ne oldu şimdi? "Hani nerde bütün o gerçekler" diye şaşa kalıyor ve "güçlü ama safsın saf" diyor ayna ona.. Şimdi ne yapmalı ki, elbet her zaman a, b, c (türkçe kardeşim) ç, d... planları olur bu şahısların ama planın da işlemediği nokta varmış elbet. Eh bundan geriye ne kalır, zar zor kırdığı buzdan kalesini yeniden inşaa etmek elbette. Yalnız bunun ustalar çok hızlıymış, baya baya inşaa ettiler. Arada erimeler oluyor ama usta hemen bi çözüm buluyor o noktaya, çünkü mekanizma çok emrivaki be kardeşim.
(hisli kısım) Elbette içerden çökmüş bir mekanizmanın dışını kabuk kabuk desteklesen de patlaklar verecektir ama ona da bi çözüm bulacaktır bu arkadaş.
Şimdi ben bunu duygusaldan mı yazdım, eğlenceden mi acaba di mi!! Nötrden nötrden.. Duygusalı burdan yaşayacak değilim, o bana kalsın..

Tuesday, March 1, 2011

Beklenmeyenden Destek

Bir korku ki tüm benliği saran, ama kendisini hissettirene kadar sadece pohpohlayan.. Hiç düşünmedi yolun sonunu, sadece yapacağının bir haritasını çıkardı ve hatta iki haritasını. Ancak iki haritanın sonunda da nereye vardığını bilmesine rağmen düşünmedi onu yine de. Sonunda haritaların çanları çaldı ve hareket günü geldi. Haritalar öyle hızlı çalıyorlardı ki çanları, korku sonunda çok sert bir hamle yapmak zorunda kaldı uyuyan kızı uyandırmak için. Yolların sonu bir tokattan daha sert çarpınca yüzüne dereden üçüncü bir yol oldu yüzünde. O derenin kaynağı öyle korkmuştu ki dere giderek daha da gürül gürül akmaya başladı ve suları yükseldi. Yükselen sular arasında çırpınarak ne yapacağına karar vermeye çalışan kız, boğulacağı sırada hıçkırıklar arasında haykırmaya başladı, "unuttum, her şeyi unuttum. ne olursun beni ona götür, yollar diğer insanların olsun, ben kalbimin çizdiği tek yolu izlerim. seçenekler başkalarının olsun, ben ona sarılabilmek umudundan öteye bir şey istemem". Sonunda korku acıdı kıza ve gövdesini titretti, hareket vaktini fısıldadı kulağına, gözlerine seslendi derenin akıntısını durdurmaları için, ellerini kaldırdı saklanmasınlar diye. Kızcağız korkunun yardımıyla kalbinden çıkan o tek yolda yürümeye başladı. Mutlu son mu? Mutlu son beklemeyin, son yok çünkü.
Korku haala orada duruyor, ancak yerini mutluluğa bıraktığında gidecektir.
Adı korku bile olsa, kızın yola devam edebileceği umudunu koruyor ya kız minettar ona.
Değer vermek nedir öğretti korku; her şeye göğsünü gererek ulaşacaktır mutluluk kişisine..